Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Müzik Ve Başlangıcı
#1
Müzik
Müzik, armoni, melodi ve ritm gibi öğelerinden oluşan, kültürel toplumsal kişisel hemen her türü bulunan ama ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın sınırlar içine kapatılamayan, her zaman kapsayan ses öbeği şeklinde de tanımlanabilir. Een genel tanımı ise sesin biçem ve devinim kazanmış hâlidir. Biçem ve devinim içeren bir ses oluşumunun Müzik olarak kabul görmesi için dinleyende duygulara yönelik etkileşim yapması da beklenmektedir. Tarihsel dönem, bölge, kültür ve kişisel beğenilere bağımlı olarak ele aldığında Müzik teriminin tanımı önemli farklılık gösterebilmektedir. Özellikle 20. yüzyıl çağdaş Batı müziğinde ortaya çıkan çok farklı müzik akımları, ortak bir tanımı büyük ölçüde zorlaştırmaktadır. Bunun ötesinde, gittikçe daha fazla insanın erişme olanağı bulduğu farklı kültürlere ait yerel müzikler de bu tanımlama zorluğunu arttırmaktadır.
Tüm bu sebeplerden dolayı, müziğin tek bir tanımla açıklanması yerine farklı açılardan (sosyolojik, psikolojik, akustik, politik vb.) yapılan birden fazla tanımla açıklanması yaygınlık kazanmıştır. Bir sosyoloğun müziğe olan yaklaşımıyla, bir akustik fizikçinin yaklaşımı arasında gerek tanım, gerek metodolojik olarak büyük farklılık vardır. Tüm bu yaklaşımlar müzikologlar ve müzik teorisyenleri tarafından araştırılır ve değerlendirilir.
Temel olarak dört ana unsurdan oluşur: Diklik, yoğunluk, süre ve tını.
Diklik, bir sesin ne kadar 'tiz' ya da 'pes' olduğunu ifade eder. Örneğin her nota ismi (Do, re, mi) farklı bir dikliğe sahiptir. Aynı nota isimleri de hangi oktavda bulunduklarına bağlı olarak farklı diklikleri hangi edebilirler. Akustik olarak birimi frekanstır.
Yoğunluk, bir sesin gürlüğünü ifade eder. Müzikte nüans olarak da kullanılır (forte, piano, fortessimo vb). Akustik olarak birimi desibeldir.
Süre, bir sesin ne kadar sürdüğünü ifade eder. Müzikte ikinin katları biçiminde ifade edilir (birlik, ikilik, dörtlük, sekizlik) ancak nota değerlerinin yanlarına konan noktalar sürenin kendi değerinin yarısı kadar daha uzamasını sağlar.
Tını, bir sesin rengini ifade eder. Örneğin aynı oktavda aynı notayı aynı yoğunlukta ve aynı uzunlukta çalan bir kemanla bir flüt arasındaki fark tını farkıdır. Dört özellik içinde en karmaşık olan özellik budur. Akustik olarak tını, sesin doğuşkan (harmonik) yapısına bağlı olarak değişir.
Temel bazı notalar genellikle Ti ve Do ritmlerine uygundur.

Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/muzik/13958...z1mBugUh9v

~MÜZİK~

Müzik en genel tanımı ile sesin biçim ve devinim kazanmış hâlidir. Başka bir deyiş ile de müzik, sesin ve sessizliğin belirli bir zaman aralığında ifade edildiği sanatsal bir formdur. Biçim ve devinim içeren bir ses oluşumunun müzik olarak kabul görmesi için dinleyende duygulara yönelik etkileşim yapması da beklenmektedir. Tarihsel dönem, bölge, kültür ve kişisel beğenilere bağımlı olarak ele aldığında müzik teriminin tanımı önemli farklılık gösterebilmektedir. Özellikle 20. yüzyıl çağdaş Batı müziğinde ortaya çıkan çok farklı müzik akımları, ortak bir tanımı büyük ölçüde zorlaştırmaktadır. Bunun ötesinde, gittikçe daha fazla insanın erişme olanağı bulduğu farklı kültürlere ait yerel müzikler de bu tanımlama zorluğunu arttırmaktadır.
Tüm bu sebeplerden dolayı, müziğin tek bir tanımla açıklanması yerine farklı açılardan (sosyolojik, psikolojik, akustik, politik vb.) yapılan birden fazla tanımla açıklanması yaygınlık kazanmıştır. Bir sosyoloğun müziğe olan yaklaşımıyla, bir akustik fizikçinin yaklaşımı arasında gerek tanım, gerek metodolojik olarak büyük farklılık vardır. Tüm bu yaklaşımlar müzikologlar ve müzik teorisyenleri tarafından araştırılır ve değerlendirilir.

Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/muzik/13958...z1mBulwdW7

Müzik

Müzik ( Musiki ) , "Insanlarin kelimeler ile anlatamadigi duygu, düsünce ve hislerini melodik seslerle anlatma sanatidir". Müzigin diger bir tanimi ise "insanlarin kendi yapilarina uygun, yasadgi ortama göre sesleri kullanma sanatidir" seklindedir. SES : Bir cismin titresiminden meydana gelen dalgalarin hava yolu ile kulagimiza ulasmasina denir.

SESIN DUYULMASI ( Isitme ) : Insanlarda isitmeyi ve duymayi saglayan organi kulaktir. Dis kulaga iletilen ses, orta kulaga intikal eder. Orta kulaktan ise iç kulaga geçerek sinirler araciligi ile beyine ulasir. Böylece ses beyinde canlandirilmis diger bir deyisle duyulmus olur.

SESIN HIZI : Sesin herhangi bir cisim veya maddeden çiktigi andan itibaren bulundugu ortama göre belirli bir ulasma hizi vardir. Bu konuda yapilan çalismalara göre durgun ve isi derecesi sifir olan bir ortamda ses saniyede 340 metre hiz yapar. SESIN TITRESIM ÖZELLIKLERI : Seslerin incelik - kalinlik dereceleri ve zamana göre titresim özellikleri vardir. Örnegin LA sesi bir saniyede 440 titresim gerçeklestirir. Diger sesler de buna göre düzenlenmistir.
MÜZIK SESLERI : Müzik sesleri Insan Sesleri ve Müzik Aletleri Sesle
ri olmak üzere ikiye ayrilir.
Insan Sesleri : Insan sesleri , Kadin Sesleri ve Erkek sesleri olarak iki guruba ayrilir.
Erkek Sesleri : Tenor (Ince), Bariton (Orta) , Bas (Kalin) olarak üçe ayrilir. "
Kadin Sesleri : Soprano (Ince) , Mezzo Soprano (Orta), Alto olarak üçe ayrilir.
SES MERDIVENI: Insan kulagi ile duyulmasi imkani olan seslerin en kalinindan en incesine kadar siralanis biçimine ses merdiveni denir. Ses Merdiveni üç bölüme ayrilir : Bunlar Kaba Bölge, Orta Bölge ve Tiz Bölgedir.
PORTE ( DIZEK ) : Seslerin nota sekilleri ile, üzerine yazildigi bes yatay paralel çizgiden ve dört araliktan olusan sekle porte veya dizek denir.
NOTA : Müzik seslerini göstermeye yarayan isaretlere nota denir. Temel olarak müzik ' te 7 adet nota bulunmaktadir. Bunlar DO - RE - MI - FA - SOL - LA - SI ' dir.
PORTE ÜZERINDEKI EK ÇIZGILER : Portenin disina tasan yani birinci çizgiden önce veya besinci çizgiden sonra yazilmasi gereken notalari yazmak için çizilen çizgilerdir.

ARALIK : İki nota arasındaki mesafeye yani ses farkına denir.
PORT ÜZERİNDE NOTA YERLERİ : Türk Müziğinde genellikle KABA LA ile TİZ Mİ arasındaki notalar kullanılır.
ANAHTAR : Portenin sol tarafına konulan ve konulduğu her çizgiye kendi adını veren şekle anahtar adı verilir. Müzikte üç tür anahtar bulunur. Bunlar SOL ANAHTARI , DO ANAHTARI ve FA ANAHTARIDIR.
SÜRE : Notaların vermiş olduğu zaman bütünlüğüne süre denir. Sesli Süre ve Sessiz Süre olmak üzere iki çeşit süre vardır. Sesli süreler notaların seslendiriliş zamanını, sessiz süreler ise notalar arası bekleme zamanını ifade eder. Sessiz süreler Müzikte ES işareti ile tanımlanır.
TAM SES : İki bitişik notanın veya derecenin gösterdiği aralığa Tam Ses denir. Bu notaların gösterdiği küçük aralıklara da Yarım Ses denir
KOMA : İki tam ses arasındaki dokuz küçük sesin her birine verilen isimdir.
ÖLÇÜ : Bir müzik eserinin eşit süreli bölümlerine Ölçü denir. Ölçü çizgileri porteye dikey olarak konulur. Her ölçüde ölçü rakamı kadar nota süreleri vardır.
EKSİK ÖLÇÜ ( ANAKRUS ) : Bazı eserlerde ilk ölçü çizgisinden önce gelen ölçülere verilen isimdir.
DERECE : Perde anlamına gelen bir terimdir. Seslerin arasındaki farka (ses farkına) derece denir.
Türk Müziğinde perdelerin nota isimlerinin yanı sıra özel isimleri de vardır. Örneğin LA sesi Dügah olarak bilinir, RE sesi Neva , KABA RE ise Yegah olarak adlandırılır.
GÜÇLÜ PERDE : Türk müziğinde makamların dizilerinde dörtlü ve beşlilerin birleştiği ses güçlü perde veya güçlü ses denmektedir.
DİZİ TÜRLERİ : Nota veya derecelerin porte üzerinde diziliş şeklidir. Üç ayrı türü vardır. Bunlar :
A ) DİATONİK TÜR
B ) ANORMONİK TÜR
C ) KROMATİK TÜR ' dür.
POLİFONİK : Çok sesli müziğe verilen isimdir.
AKOR : Birden fazla sesin aynı anda çıkarılmasına denir.

Türk Halk Müziği Nedir ?

Kendine özgü ve degisik ezgilerle söylenen türkü zamanla anonimlesen bir nazim biçimidir. Türküler ana dörtlüklerle, onu izleyen nakaratlardan olusur. Türkülerdeki dörtlüklere Bent adi verilir. Nakaratlar, halk dilinde baglama ve kavustak olarak adlandirilir. Türküler yukarida saydigimiz nazim biçimlerinin aksine hece vezninin her kalibiyla söylenir. Yani hece sayisi iti­bariyle bir sinirlama olmaz. Mahmut Ragip Gazimihal, ezgilere göre usulsüz ve usullü türküler olarak iki ayirim yapar. Usulsüz olanlar; divan, bozlak, kos­ma, hoyrat ve Çukurova'yi içine alan uzun havalardir. Usullü olan türküler grubunda ise genellikle oyun havalari yer alir ki bunlara Konya'da oturak havasi, Urfa'da kirik hava adi verilmektedir.

Türklerde islenen konulara göre de siniflama yapan yazarlarimiz vardir. Bu siniflama söyledir: Ninniler, Çocuk Türküleri, Doga Türküleri, Ask Türküleri, Kahramanlik ve Askerlik Türküleri, Tören Türküleri, Is Türküleri, Kar­silikli Türküler, Ölüm Türküleri, Oyun Türküleri, Tabiat ve Hayvan Türküle­ri, Zeybek ve Derebeyi Türküleri, Cinayetler ve Acikli Olaylarla ilgili Türküler, Güldürücü Türküler, Yemek ve yiyecekle ilgili Türküler.
Yapilarina göre türküleri siniflandiran yazarlar da türkülerin bent kavustaklarini gözönünde bulundurmuslardir. Bu tür siniflama söyledir: Bentleri dörtlükleriyle kurulan türküler, Bentleri dörtlüklerle kurulan türküler, Bentleri üçlüklerle kurulan türküler, Bentleri beyitlerle kurulan türküler.


Türkiye'nin sözlü geleneginde, bir ezgi ile söylenen halk siirlerinin her çesidini göstermek için, en çok kullanilan ad "türkü"dür. Türkü kelimesinin, Türk adinin sonuna, Arapça ilgi eki olan "i" ekinin getirilmesiyle ortaya çiktigi anlasilir.Türki: Türkle ilgili, Türk'e özgü anlaminda kullanilir. Kökü, XV. yy'da Horasan'a kadar dayanir. Türkünin belli bir sekli yoktur. Bir kosma, bir semai, bir destan ya da herhangi bir halk siiri türkü ezgisiyle söylendiginde türkü olur. Bu yüzden türkü tipinin en belirgin özelligi "melodisidir". Bunun disinda, türküyü diger halk siiri türlerinden ayiran bir özellik de her ezginin sonunda bulunan kavustaklardir (nakarat). Kavustaklar her ezgiden sonra tekrar edilen ikilik (ya da daha çok) dizelerdir. Türkülerin büyük çogunlugu anonimdir ya da agizdan agiza söylenirken söyleyeni kaybolmustur. Türküler bu sekilde halkin mali olurlar. Türküler çogu kez, bir doga olayi ya da bir kahramanlik karsisinda dogar ve yayilirlar. Türküler, dogduklari bölgenin özelliklerini koruyamazlar. Tasindiklari bölgelerde kisilerin, yer adlarinin, hatta konularin bile degistigi görüldügü için, nerde dogduklarini saptamak güçlesir.

DUDAK DEGMEZ (Leb Degmez): Halk edebiyatimizda saz sairleri arasinda atismalar, taslamalar gibi karsilasmalarin yapildigini belirtmistik. Bu karsilasmalardan birisi de dudak degmez'dir. Bu türde asiklar söyleyecekleri dörtlüklerde dudak seslerinden (b,f,m,p,v) harflerini kullanamazlar. Dudak degmez saz sairleri arasinda karsilasmali yapildigi gibi verilecek bir ayaga göre tek bir saz sairi de kendi basina Dudak degmez dalinda hünerini gösterebilir. Bunun için de iki dudak arasina bir igne konur. Yanilma halinde igne dudaga batarak kan çikmasina yol açacaginda, hakemlik yapanlara karsi bir itiraza mahal kalmaz.
GÜZELLEME: Halk edebiyatimizda saz sairleri güzelleme de, söylerler. Genellikle geçimlerini saglamak için köy köy gezen ve her yerde saygi gören ve konuk edilen saz sairleri, gördükleri ilgi ve ikram karsisinda gerek ev veya kahvehane sahi­bine ve kendisini dinleyen topluluga o anda birer dörtlük söyleyerek hosamedide bulunurlar. Ayni kural saz sairlerinin davet edildikleri sünnet törenleri ile dügünlerde de uygulanir. Ayrica doga güzelliklerini dile getirmek, kadin, at, silah ve benzeri seyler için de güzellemelerin yazildigi görülmüstür. Konya Asiklar Bayrami'nda her yil sazli güzellemeler, ayrica sazsiz, sözlü güzelle­meler söylenmektedir.

Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/muzik/13958...z1mBuop6BF
82686484_3749748_160105.gif


Cevapla
Teşekkür verenler:
#2
Güzel konu. Teşekkürler. Müzik hakkında o kadar öğrenilecek çok şey var ki, zaman lazım.
Gidiyorum bu şehirden, benden uzak olanlara
Söylüyorum her nefeste, beni soranlara
Dinliyorum beni çağrışanı, bana haykıranlara
Gidiyorum bu karanlıktan, aydınlık yarınlara.
Cevapla
Teşekkür verenler:
#3
Thank you for sharing
Cevapla
Teşekkür verenler: Fırtına


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi